YENİ KOŞULLARLA YENİ FESTİVAL
Cumhuriyet Gazetesi Yazıları - 3 Haziran 2009
Nerde o eski festivaller, sorusunu soranlara, nerde o eski sponsorlar sorusuyla karşılık vermek gerekir. Eskiden İstanbul’da etkinlikler çok azdı, festivali dört gözle beklerdik, şimdiyse festival tek olma özelliğini yitirdi, diyenlere, festivaldeki kadar yoğun ve sadece klasik müzik günleri başka nerede yaşanıyor, diye sormak gerekir. Öte yanda tam 37 yıldır her ilkyazla müzikseverlere heyecan sunan festival için, iyi ki İstanbul’un Nejat Eczacıbaşı tarafından kurulmuş bir festivali var, derken son yıllarda buna bir cümle daha eklemek gerekir: İyi ki Borusan Holding Festivale sahip çıkıyor da festival devam edebiliyor!
Eski festivallerin niteliklerini ölçmek için ilk bakışta zamanın en büyük sanatçılarını arardı gözlerimiz. Bir de ne kadar büyük senfoni orkestrası getirilirse, festival o denli başarılı görülürdü. O günler, bir dolu sponsorun sahip çıktığı dönemdi. Bu yılki programa eski gözlüklerle baktığımızda doğal ki Daniel Barenboim’un şef ve solistliğindeki La Scala Orkestrası işin finali ve doruğu: Beethoven’in 3.piyano konçertosunu ve Berlioz’un Fantastik Senfonisi’ni tarihi bir yorumla dinlemiş olacağız. Kemancı Anne Sophie Mutter, çellist Lynn Harrel ve piyanist-besteci Andre Previn’den oluşan üçlü , Jack Loussier Trio’nun 50. yılını kutladığı Play Bach konseri yine en can alıcı olaylar. La Scala dışında yabancı büyük orkestra yok, ancak Borusan Filarmoni ve Bilkent Senfoni gibi Türkiye’nin üst düzey iki orkestrasına son derece nitelikli solistler yerleştirilmiş: Günümüzün çok aranan bel canto tenorlarından Perulu Juan Diego Florez, Borusan ile romantik opera aryaları sunacak. Genç yaşına karşın efsaneleşmeye başlayan Koreli çellist Ha-na Chang, Elgar konçertosuyla Bilkent’e solist olacak.
BAROK DÖNEMİN KUŞATICILIĞI
Son yıllarda giderek Barok toplulukların ağırlık kazanması şu nedenlere bağlanabilir: Öncelikle Barok müziğin küçük, dolayısıyla daha az masraflı topluluklarla çalınması; giderek eski müziği icra eden nitelikli grupların artması ve Türk izleyicisinin Barok aşkı. Bu yıl programdaki Barok yapıtlar ve yorumcuları kadar Çinili Köşk ve Süreyya Operaevi gibi ortamlar da festivale “aristokrat” bir kimlik kazandırmış. Bu yılki Barok dinletiler arasında, İtlaya’nın ünlü Barok topluluğu Sonatori De la Gioiosa Marca ve giderek zirveye tırmanan solisti, çellist Sol Gabetta; İstanbul’un yabancısı olmayan The English Concert ve solisti İngilizlerin yeni kuşak sopranolarından Elizabeth Watts; kraliçe aryaları programıyla ilgi uyandıracak olan Fransız şef Rousset’nin Les Talens Lyrique ve solisti İsveçli mezzo soprano Ann Hallenberg; Barok Trompet Galası’na Erden Bilgenle katılacak olan Danimarkalı trompetci Larsh Ranch, Cem Mansur’un yönettiği Akbank Oda Orkestrası’nın J.S.Bach’dan yola çıkan programı ve solisti parlak genç kemancı Chloe Hanslip yer alıyor. Saray konserlerinin birinde ünlü gitarcı Göran Söllcsher’le birlikte çalan çellist Jian Wang da Bach’ın 3.viyolonsel süitiyle programa başlıyor. Jack Lousier’nin “Play Bach” programını da buraya katarsak, Barok dağarcığın genel dinleyici kitlesinin hemen gönlünü çalan ayrıcalığı ortaya çıkmakta.
Festival Buluşmaları, son bir kaç yıldır İstanbul festivalinin renkli özelliklerinden birisi oldu. Özellikle genç Türk yorumcularıyla, parlayan yabancı sanatçıların bu festival için birleşmesi dikkat çekiyor. Bu kaynaşma çerçevesinde, duayen kemancımız Suna Kanla ünlü çellist Alexandr Rudin ve ünlü piyanist Nikolay Lugansky’yi Schubert’in Si bemol Majör Üçlü’sünde dinleyeceğiz. Uluslararası sahnelerde adını duyuran iki sanatçımız, soprano Yelda Kodallı ve piyanist Toros Can festivalde birer resital verirken, Çağ Erçağ’ın çellosu etrafında buluşacak genç ve usta müzikçilerimiz de heyecan dolu bir dinleti sunacaklar.
Programların iç tutarlılığı, yerleşimi ve dünyanın alkışladığı parlak gençlerin seçimi övgüye değer. Ben yine yeni seslerin eksikliğinden yakınacağım. Bülent Evcil’in Maurice Ohana’dan çalacağı Styries, Akbank Orkestrası’nın Arvo Part’tan çalacağı B-A-C-H Üstüne Kolaj, Andre Previn’in üçlüsü; Halit Turgay topluluğundaki Michael Kibbe’nin üçlüsü ve Toros Can’ın Crumb süiti dışında çağın sesi yok festivalde. Herhalde birkaç yıl önce dinlediğimiz Tavener’in yapıtı, “Allahın İsimileri”nden sonra yöneticilerin yeni müziğe karşı iyice cesareti kırılmışa benziyor.