MERSİN’DE PORTAKALLAR MÜZİK AÇTI

Cumhuriyet Gazetesi Yazıları - 27 Mayis 2009

 9.Mersin Uluslararası Müzik Festivali’nin açılışında peri masalını andıran bir ortam vardı. Gün batımının güzelim alacasında teknelere binip kıyıdan 600 metre uzaklıktaki Kızkalesi’ne vardığımızda bizi meşalelerle çevrelenmiş bir yol karşıladı. Neredeyse iki bin yaşındaki bu kale bir süre önce öylesine onarılmış ve temzilenmiş ki sanki dün yapılmış gibi. Tıpkı İstanbul’daki Kızkulesi benzeri, yılandan korunan bir prensese ait söylencesi var. Kalenin ortasına yapılan yer döşemesi ve sahne olarak hazırlanan bir platformda Fazıl Say’ı dinledik. Bu mekandaki ilk konser denemesinde şimdilik ses yükselticiler konmuştu ve ancak 500 sandalye yereleşebilmişti. Gelecek yıllarda arkeologların izniyle başka oda müziği etkinlikleri de planlanıyor. Daha  kapsamlı bir düzenlemeyle 1000 kişiye kadar dinleyici yerleşebilecek.

Mersin Festivali’nin birinci özelliği bence  çevresindeki bu harika ören alanlarını, antik yapıları değerlendirmesi. Hani Mezzo kanalında Akdeniz kıyılarının güzelim yaz festivallerini izliyoruz ya, Mersin’deki bu ilkyaz  festivalinin de onlardan kalır yanı yok. Mersin Festivali’ninikinci özelliği de ülkemizdeki diğer festivaller gibi arkasında bir vakıf ya da belli bir destekleyici kurum olmayışı. Her yıl kent kendi festivaline sahipçıkıyor. Başta vali Hüseyin Aksoy, büyükşehir belediyesi başkanı Macit Özcan, Mersin Üniversitesi Rektörü  Süha Aydın ve Garnizon komutanı Tuğamiral Soner Polat olmak üzere çeşitli birimler elele vermişler ve bu yılki festivali de ortaya çıkarmışlar. Festivalin başkanı Faik Burakgazi ve sanat yönetmeni Remzi Buharalı en çok emeği geçen kişiler.

Bu yılki programda bir haftayı içeren etkinlik sayısı az ama öz. Kurulduğundan bu yana her yıl dünyanın çatısından bir sanatçı getirmeyi ilke edinen festival, bu yıl dünyanın olduğu kadar bizim sanatçımız Fazıl Say ile açılış yaptı. İlk gece Kızkalesindeki protokol konserine göre, küçük yapıtlarla, kısa ve popüler bir program sunan Fazıl, ikinci gece Kültür Merkezi’nde tam kendi karakterine göre ve ustalık gerektiren bir program seçmişti: Çek besteci Janacek’in acılarla örülü 1905 sonatını magnetik bir gerilimle ve derin işlemelerle bezedi. Prokofiyef’in savaşa başkaldıran 7.sonatında Slav çizgilerini öne çıkartırken piyanonun çalgı olarak tüm kapasitesini ortaya koydu. Mussorgsky’nin Bir Sergiden Tablolar’ında karşıtlıkları en uç noktalara taşıyarak kendine özgü bir anlatım sergiledi. Yapıtları açıklayarak çalması izleyiciyle biraz daha tümleşmesini sağladı. Zaten kendi kalbinden gelen bir içtenlikle her zaman dinleyicisini avucuna almayı başaran Fazıl Say, 9.Mersin Festivali’nin de böylece bu yılki yıldızı olarak tarihe geçti.

Festivalin en önemli topluluğu, Fabia Biondi yönetimindeki Europa Galante, 1 Haziran’da Mersin Kültür Merkezinde bir konser verecek. 2 Haziran’da ise Biondi, yörenin bir başka tarihi  mekanında, Tarsus-St.Paulus Müzesinde Europa Galante solistleriyle Sammartini, Castello, Couperin ve Vivaldi gibi Barok bestecilerle örülü zarif bir dinleti sunuyor.

Dünyanın en ünlü caz gitarcılarından Al Di Meola da perküsyonda Gunib Ortiz, akerdeonda Fausto Beccalosi ile yaptığı dünya turnesini Mersin Festivalindeki konseriyle tamamladı. Swingle Singers, yine festivalin popüler-klasik arası ortamına uyan bir ünlü topluluk. Ankara Devlet Oparesı’nın dansa uyarlanmış Carmina Buranası; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Bandosu’nun kent merkezinde vereceği dinleti ve gencecik üflemeli çalgılar topluluğu “Rezonans”ın  Katolik Kilisesin’deki konseri festivale renk katacak. Umarız gelecek yıl bu festivalin programı daha erken açıklanır; Türkiye’nin diğer kentlerinden ve dünyanın başka köşelerinden de dinleyiciler Mersin’in büyülü ortamında buluşabilirler.

 

www.evinilyasoglu.com

 

 

Yorum yazın

Yorumlara kapalı.