LORİN MAAZEL’İN TARİHİ DİNLETİSİ
Cumhuriyet Gazetesi Yazıları - 20 Mayis 2009
Lorin Maazel’i ilk kez 2003’te Bavyera Radyo Orkestrasıyla Nejat Eczacıbaşı’nı anma konserinde izlemiştim. Ertesi yıl da Flarmonica Arturo Toscanini Orkestrasıyla yine konuğumuz olmuştu. O zamanlar yetmiş dört yaşındaydı. “Son derece ekonomik devingenliği, yarattığı magnetik güç merkezi, anlamlı cümleleri, nüanslardaki titizliği, coşturan dinamizmi ve ritim kurgusu müziği uçurup götürüyordu,” diye yazmışım bu sütunlara. Önceki akşam, beş yıl aradan sonra, Cemal Reşit Rey salonunda Symphonica Toscanini ile 79 yaşındaki delikanlı şefi izlemek yine bir ayrıcalıktı. Bu konseri kaçıranlar mevsimin en önemli müzik olaylarından birini kaçırmış oldular. Maazel’in program düzenlemedeki üstün yetkinliği bir kez daha ortadaydı: Rossini-Beethoven örgüsündeki dinletide 1806-1816 yılları arasında yazılmış yapıtlar yer alıyordu. Konser Rossini’nin Cezayir’de bir İtalyan Kızı uvertürüyle başlayıp, Beethoven’in 4.ve 8.senfonilerinden sonra bis olarak yine Rossini’nin Sevil Berberi uvertürüyle son buldu. Maazel’in ustalığı bugüne dek kimbilir kaç kez dinlediğimiz bu başyapıtlarda küçücük ayrıntıları öne çıkartması, ses yüksekliğindeki incelikleri, sololardaki önemi vurgulaması, özellikle Beethoven’in o kamçılayıcı, ateşli ortamını orkestranın her üyesiyle birlikte yansıtabilmesiydi. Bir kaç kez daha yazmışımdır: Ünlü orkestra şefleri hep genç kalır diye. Kan dolaşımı ve fiziksel zindelik bir yana, ileriye dönük anlaşmalar imzalamaları da onları psikolojik olarak zinde tutuyor. Maazel’in internet sitesine girip bakmanızı öneririm. Bundan sonraki yıllar için ne çok konser, ne çok proje anlaşması var. İlk kez 12 yaşında New York Filarmoni’yi yönettiğinden beri hiç gündemden düşmemeyi başaran ender sanatçılardan.
Bu güzelim konseri o gün yitirdiğimiz Türkan Saylan’ın anısına adıyarak dinledim. Çalışkanlığın, güzelduyumun, ileriye bakışın bir simgesi olarak..
CEM MANSUR PÄRT’IN 4.SENFONİSİNİNİN AVRUPA PROMİYERİNİ YAPTI
Cem Mansur 16 Nisan’da Helsinki Şehir Orkestrasıyla günümüzün önde gelen bestecilerinden Avro Pärt’ın 4. Senfonisi’nin Avrupa prömiyerini yaptı. Bu tarihi olaya imza atan Mansur, İstanbul 2010 projesinin müzik yönetkeni olduğu sırada, Kasım’da Finlandiya’da bir konser yönetirken Estonya’ya gidip Pärt ile tanışmış: “Estonya’nın başkenti Tallinn 2011’de Avrupa kültür başkenti olacak. O bağlamda Arvo Pärt da Aya Sofya’da çalınmayı hayal ettiği bir eser yazmakta. Bir yerde bu yapıt, Tallinn-İstanbul arasında bir sanat köprüsüne yol açacak. “Tallinn 2011” projesini düzenleyenler Pärt’a benden söz etmişler. Onun pekçok yapıtını yönetmiş olduğumdan stilini çok iyi bilen bir şef olarak tanıtmışlar. Bana İstanbul’daki ortam hakkında sorular sordu. Aya Soyfa’da yapıtın nasıl tınlayacağını, koronun, büyük orkestranın nasıl yer alacağını konuştuk. O sırada son çalışması olan 4.Senfonisi’nin ilk seslendirisini Los Angeles’ta Essa Pekka Salonen yapmıştı. Ne rastlantı ki benden Helsinki konserimin provası sırasında Nisan ayı için bir konser daha istenmişti. Ben de Pärt’a bu Nisan konserinde Helsinki Şehir Orkestrasıyla 4.Senfoninin Avrupa prömiyerini yapmayı önerdim. Kabul etti. Eserin son aşamasında onunla çalışmak, eserin mimarisini birlikte kurmak çok keyifliydi. Öylesine olumlu yaklaşan, insana güven veren, şefin fikirlerini değerlendiren bir besteci ki.. Beni de konser sonrasında güzel sözleriyle çok yüreklendirdi.”
Mansur, Pärt’i müzik tarihi içinde şöyle değerlendiriyor: “Önce yeni Sovyet müziğinin öncüleri arasında yer alıp, sonra buna başkaldırabilmesi çok ilginç. Avangard müziğin bir çıkmaza girdiğine karar verip 1968’den sonra saf müziğe, Gregoryen ezgilerine yönelmiş. İki-üç notanın ilişkisinde bir anlam bulabilmek, az malzemeyle kendini ifade edebilmek, dili olmayan soyut bir çalgısal müzik yaratabilmek yoluna gitmiş. Dinsel (mistik) değil, arkaik bir dilde yeni bir şey söyleyen ve müziğin manevi bir ihtiyaca cevap verebileceğini kanıtlayan yapıtlar. Sahneyle salon arasındaki kopukluğu en iyi tamir eden besteci olmuş. 4.Senfonisi de büyük bir fikir ve ona asılmış küçük ayrıntılardan oluşuyor”.
www.evinilyasoglu.com