PEKİNELLER’DEN EĞİTİME DESTEK
Cumhuriyet Gazetesi Yazıları - 06 Mayis 2009
Geçen hafta Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de dinlediğimiz TEVİTÖL-Güher Süher Pekinel Müzik Bölümü öğrencilerinin konseri birçok yönden etkileyiciydi.
Tarihte nice büyük sanatçı belli bir dönemden sonra eğitime gönül vermiş, deneyimlerini yeni kuşaklara aktarabilmenin mutluluğunu yaşamıştır. Bundan üç-dört yıl önce Pekinellerin bu yolculuğa nasıl bir coşkuyla başladıklarına tanık olmuştum.
TEVİTÖL (Türk Eğitim Vakfı İnanç Türkeş Özel Lisesi)’nde kurdukları müzik bölümüne inanılmaz bir özen gösteriyorlardı. Konserlerinin tüm gelirini bu okula bağışlıyorlar, nitelikli öğretmenleri arayıp buluyorlar, bir müzik okulu için gerekli olan çalgıları, nota kütüphanesini, müzik dinleme birimlerini ve müfredatı oluşturuyorlardı. TEVİTÖL’ün öğrencileri Türkiye’nin dört bir yanından seçilen üstün zekalı ve maddi olanakları kısıtlı çocuklar. Bunlar ilerde üst düzey yönetici, CPO (Chief Performance Officer) olmak için eğitiliyorlar. Ve meslek derslerinin yanısıra sanat dersleriyle de donanıyorlar. Böylece yarınlara iç dünyası zengin, çok boyutlu insanlar olarak yetişiyorlar. Güher-Süher Pekinel, müzik bölümünü kurarken İsviçre’de buna benzer bir kardeş okulun müfredatını aktararak işe başlamışlar. Bir yandan lise eğitimi alan bu çocukların teker teker müzik kulağını sınamışlar. Sonra el yapılarına bakarak hangi çalgıya uygun olabileceklerine karar vermişler. Kimi viyolonsel, kimi keman, kimi piyano, kimi de üflemeli çalgılara ayrılmış. Çocuklarsa nota bilmeden, çalgıları dahi tanımadan büyük bir hevesle sarılmışlar müzik öğrenciliğine. Öyle ki, bir de bakmışsınız piyano çalan çocuk bir yandan da kendi kendine klarinet çalmayı öğrenmiş.
Üstün zekalı çocukların herşeyi olduğu gibi müziği de algılamaları daha kolay.
Bir yanda yüklü lise derslerini götürüyorlar, öte yanda ellerinden geldikçe müziğe zaman ayırmaya çalışıyorlar. Daha iki buçuk yıl önce notayı görmemiş, korangle, klarinet nedir bilmeyen, viyolonselin sesini tanımayan çocuklar bugün oda müziği yapabiliyor, birada çalmanın, birbirini dinlemenin değerini öğreniyorlar.
Pekineller şimdi Türkiye’de ilkokuldan başlayan böylesi bir eğitimi düşlüyorlar. Anadolu’nun dört bir yanından toplanmış zeka düzeyi çok yüksek çocukların yörelere yerleştirilmiş yatılı okullarda çok yönlü eğitilmesini öngörüyorlar.
Pekineller de aslında böyle yetişmişler, hem kendi dallarında formal üniversite eğitimi almışlar, hem de dünyanın üst düzey öğretmenlerinden müzik egitimi. Çok yönlü olmanın zenginliğini iyi biliyorlar. Bu derinliği şimdi gencecik bedenlere, gencecik ruhlara aktarmaya çalışıyorlar.
Okulun yetiştirdiği ilk kompozitör Egemen Kesikli yakın zamanda Amerika’dan tam burs almış, bir yandan siyaset bilim okuyor, öte yandan bestecilik. Önceden kaydedilmiş müzikle geleneksel sazımız neyi birleştirdiği “Ne Evet Ne Hayır” başlıklı yapıtında bugün dünyadaki genel eğilimi, doğu-batı bireşimini sergiliyordu. Uzun yıllar bestecilik eğitimi almış bir öğrencinin disiplini içinde çalgıların tınılarını ustaca kaynaştırmıştı.
Konser boyunca izlediğimiz öğrencilerin böylesi seçkin bir kalabalığın önüne çıkma heyecanları da yüzlerinden okunuyordu. Yer yer takılsalar bile, üstün müzikalitelerini görmezlikten gelemezdik. Yalnız iki buçuk yıllık birikimleriyle onları konser vermeye yüreklendiren öğretmenlerini de kutlamalıyız. Bu tür kuruluşlar arttıkça daha sağlıklı düşünebilen, duygusal zekaya sahip, özgüveni olan bireylerin toplumdaki sayısı artacak. Birşey daha var, bu çocuklar şu anda birer abla gibi üstlerine titreyen mentorları Güher ve Süher Pekinel’in acaba dünya tarihine geçmiş büyük sanatçılar olduğunu ne kadar biliyorlar! Konser sonunda çaldıkları Rachmaninof’un Fantasie Tableaux’sunda iki piyano birbirine su gibi akıp gidiyordu. Coşku, sevinç, acı, bütün duyguları içeren bu görkemli yapıtta Pekineller ne denli üstün olduklarını bir kez daha sergiliyorlardı. Sahne kenarında oturup onları soluk almadan izleyen öğrencileri görmeliydiniz. Sonra hepsi birden sahneye çıkıp Bach’ın Do Minör Konçertosu’nun ağır bölümünü Türkan Saylan için çalmanın kıvancını yaşadılar.
www.evinilyasoglu.com